Wednesday, March 27, 2013

Emine Ablanin Sekerparesi :)

Nedense cok nadirdir serbetli tatli yaptigim. Bu lezzetli tatli da kahvalti davetinde yedigim lezzetini begendigim ve Emine ablamin izniyle sizlerle paylasmak istedigim bir tarif, sekerpare sevenler bir de bu sekilde deneyebilirler, asil tarif margarin ama ben margarin kullanacagima yapmam ve yemem daha iyi diye dusunuyorum. Ne de olsa bu beden bize emanet, sadece nefsi tatmin icin , yani yemek icin ne diye bile bile emanete hiyanet edip bedenime zarar vereyim, az olsun ama saglikli olsun!

malzemeler;

250 gr. tereyag
2 yumurta
2 yem. kasigi dolu hindistan cevizi
2 yem. kasigi dolusu irmik
1 cay br. pudra sekeri
vanilya, kabartma tozu
aldigi kadar un

guzelce yoguruyoruz, 15 dakika dinlendiriyoruz, yuvarlak sekil verip tepsiye diziyoruz, yumurta sarisi surup badem veya findigi ortasini hafif bastiriyoruz, onceden isitilmis firinda pisiriyoruz.

2,5 br. sekere 2,5 br. su koyup kanatiyoruz. Eger fazla serbetli sevmiyorsaniz, serbeti 2 bardak suya 2 br. seker yapabilirsiniz.

Sogumus serbeti sicak tatliya yavas yavas dokuyoruz.Afiyet seker olsun.

Saturday, December 29, 2012

Adim adim mayasiz acma borek

 Aslinda bu tarifi gecen sene koymam gerekiyordu. Gecen sene bir donem her hafta arkadaslari cagirip uzman kisiden tarif ogreniyorduk. Bu leziz el acmasi borekte hamur islerinin lezzetiyle burada un yapmis olan Ebru ablamin tarifi, sagolsun bize gelip gostermisti, hep birlikte yapip yemistik,

Hamur malzemeleri gayet basit, mayasiz, 4 br. un, tuz, kolay acilmasi icin 3-4 kasik yag, yumusakca hamur olana dek ilik su.
Malzemelerimizi guzelce yogurduktan sonra tepsimizie gore 5-6 beze yapiyoruz. Uzerini ortup kurumamasi icin, yarim saate yakin dinlendiriyoruz. Sonra hafif unlu tezgahta bezelerimizi aciyoruz, ne kadar ince o kadar leziz tabii ki :)
Actigimiz yufkalari 10-15 dakika bekletip cok hafif kurutursak, daha citir bir lezzet elde ediyormusuz, haberiniz olsun. Icine firca ile yagimizi suruyoruz, hazirladigimiz harcimizi yayip, rulo sariyoruz, tepsimizin ortasindan basliyoruz dolamaya.

Ama isterseniz actiginiz yufkayi dorde bolup her birini ayri rulo yapip, gul seklinde kucuk kucuk dolayipta tek porsiyonluk boreklerde yapabilirsiniz.
Ebru abla kendi formulune gore bu sekilde biraz firinliyor, ust harcinin hamuru yumusatmamasi icin. 5-10dk. sonra firindan alip yumurta sarisi yogurt yag karisimli ust harcini boreklerin uzerine yayip pisene dek tekrar firinliliyoruz, sonra cay ya da ayran esliginde ilik ilik afiyetle yiyoruz, tekrar ellerine saglik Ebru abla!
Karanlik oldugu icin resimler guzel cikmadi ama gene de paylasmaya deger, biz bir kismini ispanakli peynirli, bir kismini da patatesli yaptik, hepsi de cok guzeldi. Siz istediginiz ic harcinizla yapabilirsiniz.




Wednesday, December 19, 2012

Gercek Musluman...

Sizlerle cok begendigim bir alintiyi paylasmak istiyorum, kaynagini bilmedigim icin veremiyorum, yoruma hacet yok, okumak yeter....
time
S.
Küçükken babam beni bisikletinin önüne oturtur dükkanına götürürdü.
Bir pedal çevirirken “La ilahe illallah” diğer pedalı çevirirken de “Muhammedürrasulullah” derdi.
Tahta sandıklara malları bir bir koyarken kelime-i şahadet getirir,
çekiçle çivileri çakarken de, her birinde “Allah” derdi.
Eve dönünce bakla, bezelye ya da barbunya ayıklanacaksa başına geçer her bir barbunya açışında bir ihlas okurdu.
Sıra zeytin çizme işine gelince de tüm kardeşler oturur her zeytine bir tevhit mırıldanırdık.
Görenler “Yine zeytin ayini başlamış.” derlerdi.
Kutlu bir zikir halkası içinde kilolarca yeşil zeytini nasıl bitirdiğimizi anlayamazdık.
Dahası var. Babam her sabah olgunlaşan zeytinlerden 36 tane yer;
33 tanesinin çekirdeğiyle tabağına tesbih şekli yapar, diğer 3 taneyi de imame olarak şeklin başına yerleştirirdi.
Ve her daim şöyle derdi:
“Müslüman tükürürse sel değirmeni, üfürürse yel değirmeni döndürmeli.
Bir saniyesi dahi boşa gitmemeli, hayatında hiç vakit israfı yapmamalı…”

Friday, December 14, 2012

Pirasali Dizmana coregi

 Denedigim ve begendigim bir hamurisi ile buradayim tekrardan, sekil itibari ile dikkatimi cekince denedim, zaten pirasa patlican gibi icle yapilmis hamur islerini sevdigim icin, evdede pirasa olunca misafire goturmek icin tarife de ihtiyac olunca yapildi, tarifi cahidejibekin sitesinden aldim, asil tarif sade yani icsiz yapiliyor, ben pirasali yaptim, icim bitince kalanida peynirli yaptim, yumos yumos oldular,kolay ulasim icin buraya da yaziyorum, afiyet olsun.

Hamurun malzemeleri:
  • 2 su bardağı süt
  • 1 çay bardağı ılık su
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 yumurta
  • 1 yemek kaşığı instant kuru hamur mayası
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Aldığı kadar un
Sos malzemesi ise 1/4 çay bardağı sıvıyağ,1 yumurta,4 yemek kaşığı yoğurdu guzelce karistiriyoruz.

 Klasik bildigimiz sekilde tum malzemelerle hamurumuzu hazirliyoruz, yarim saat kadar mayalandiriyoruz, dikdortgen actigimiz hamura harc yayip rulo sariyoruz, 2-3 cm kadar uzunlukta dilimleyip sekildeki gibi dik olarak tepsimize diziyoruz, uzerinin sosunu dokup tekrar mayalandirdiktan sonra 280C de uzeri kizarana dek pisiriyoruz, afiyetli ilikken cay yada sut esliginde yiyoruz.

Pismisleri misafirlige gidince resmi cekilemedi ne yazik ki arkadaslar, pismemis hali ile idare ediniz lutfen :)






Thursday, December 13, 2012

Acili ekmek


Acili ekmek  Adanaya has diye bildigim cok leziz bir hamurisi tarifi. Uzerinde bol biber salcasi ve zeytinyagi ile kavrulmus sogan, hafif kimyon aromali, ve kavrulmus susamla tamamlanmis cok hos bir tat. Soganli zeytinyagli harci hamurunu da yumos yumos yapiyor, Adana usulu pizza oluyor :)
Malzemeler:
2cuptan bir parmak eksik sut
yarim cay bar sivi yag
3tatli kasigi seker
1 tat kasigi tuz
2 tatli kasigi maya
un farkedebilir, 4-5 cup oluyor, yumusak olucak.
Yapilisi:
Sut ilik olucak, ilik karisima mayayi ilave edip, hafif kabarinca unu ilave edip yogur, mayalanan hamuru yaglanmis dikdortgen firin tepsisine yay. 
Ustune; yagda 2-3 iri  sogani biber salcasi ile kavur,  ocaktan alinca icine kimyon ve arzuya gore pul biber koy karistir ve hamurun ustune yay, ustune susam serp ilik firinda 20-25dakika beklet kabarsin, sonra pisir, afiyet olsun!

Wednesday, December 12, 2012

sarimsak saymaca

Aslinda basligin sarimsaklari sayma bahanesi ile saymayi ogretme olmasi gerekiyordu. Bu yazinin cogu kimseye bir faydasi olmayabilir ama ben kizim ve benim icin unutulmayacak bir ani olmasini istedigim icin bu sekilde yazmayi arzu ettim, hem belki icimizde cocuguna saymayi ogretme konusunda fikre ihtiyaci olanlar da olabilir :) Yada fazla sarimsaklari saklama konusunda... Yada sarimsak soymayi sikici halden eglenceli hale getirme konusunda...

Benim sarimsak saklama yontemimi de bu sekilde paylasmis olayim, kucuk kavanoza soyup dolduruyorum sarimsaklarimi, eger kisa surede bitecekse o sekilde buzdolabina kaldiriyorum, ama 1 litrelik daha buyuk kavanoza ayiklarsam uzerine bozulmasini onlemek icin zeytinyagi dolduruyorum, o sekilde dolapta muhafaza ediyorum, kullanirken benim icin cok buyuk kolaylik oluyor.

Urdune genelde cinden sanki fabrika cikisli gibi hepsi ayni boyda, paketlenmis sarimsaklar geldigini farkettigimden beri urdun mali sarimsak ariyordum, beledii sarimsak diyorlar burada :)  Gecen hepsinin boyutu farkli, irili ufakligi genetigi degismedigi belli beledii sarimsaklari bulunca kolay bulunmuyor diye bolca aldim. Ara sira cocuklarla yaptigimiz sarimsak kürünü tekrar yapmak icin basladim sarimsaklari soymaya.

Yeri gelmisken sarimsak küründen de bahsedeyim, sarimsaklarin en kucukleri secilip ayiklanir, hergun ac karina 2-3 dis, su ile tercihen yaninda bir kase ev yogurdu ile yutulur. Arada basliyorum cocuklarla hergun yutmaya belli sure sonra yada kavanozdaki sarimsaklar bitince bizim sarimsak kürüde bitiyor, bagisiklik sistemini kuvvetlendirmek, ozellikle antibiyotikler ile tahrip edilen bagirsak florasini yenilemek icin sizlere de tavsiye ederim.

Iste bu vesile ile minik sarimsaklari ayiklama isine girismisken kizim geldi yanima, henuz sadece %20 si dolmus kavanozu dokup basladi sarimsaklari saymaya, bende bir yandan kizim oynama ellerin kokucak simdi vs. derken basladi bizim sayma oyunumuz, isi eglenceli hale getirmek ve ben sarimsagi soyarken bekleme zamani hemen gecsin diye sorular sormaya basladim, 50 den sonra is daha eglenceli hale geldi, cunku artik nasil yazilacagini da soruyordum arada, 100 den sonra her 10 ilave de simdi bin mi diye sormasi, anne ne zaman bine gelicez laflari beni keyiflendirmeye yetti. 103,104,105,106,107,108,109... Anne simdi ne dicez? Kizim 9 dan sonra ne geliyor? 10! Iyi, yuzon diyeceksin demek ki, peki nasil yazilir soyle bakalim?

Sessizlik olunca ben devam ediyorum tabiiki : Annecim, yuz demek 1 demek, yanina da 10 geliyor yani bir bir sifir... Sonra tekrar saymaya devam... 115,116,117,118,119, peki simdi ne dicez anne? annecim 19 dan sonra ne diyoruz? 20! Iyi bak iste o zaman yuze 20 ekle? yirmi yuz... yok yok yuzyirmiiii!  aferin sana, supersin saliha, hadi bakalim nasil yaziliyor onu da soyle.....  bie iki sifir mi? aferin  aferin!

Iste sarimsak soyma isi boyunca kizimla bu hos sayma muhabbetini yaptik, ne ben sarimsak soymanin sikici bir is oldugunu hatirladim ne de kizim matematik calismaktan sikildi... 199 a geldik sonunda... anne simdi bine geldik mi? Kizim bine gelmek iciin daha coook kavanoz doldurmamiz lazim, kac gelir tahmin et bakalim iki tane yuz??? derken 211 de sarimsaklarda bitti kavanozda doldu cok sukur, 6 tanesi yavrularimin midesine inerken kalani da buzdolabina kondu hergun yutulmak uzere...

 Ama her dolaptan sarimsak kavanozuna elim vardigin da belki cok anlamsiz ama nedense bana anlamli ve cok sirin gelen sarimsak saymaca oyununu hatirlayacagim heralde, en azinda bu kucucuk ama 211 sarimsagin sigdigi kavanoz bitene dek...

Tuesday, November 20, 2012

ne yiyoruz??????????????

"HAVYAR, PANTOLON, AYAKKABI, PEYNİR"


Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm.
Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.
Baktım, Rusça ve kril harflerinin takliti ingilizce chaviar yazıyor kapakta.
Bir de mersin balığı resmi. Altında da, "original product of Russia"
yazmışlar.
Karadenizde mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun.
Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi'nde balığı yakalayıp ameliyatla yumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar.
Biz Türk usulu çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).
Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar.
Satıcıya sordum, "bu mersin balığı havyarı mı?", "evet abi"
dedi."Neden ucuz?" "Rusya'dan geliyor abi, Hazar havyarı".
Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.
İçindekiler: okyanus balık bulyonu (uskumru); tuz, zeytinyağı; pektin E211, sodyum benzoat E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.
Muhteşem, değil mi?
Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu
kimyasallarla harmanla ve elaleme "doğala özdeş havyar" diye kakala.
Satan adamın haberi yok.

Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz,
sağolsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay.
Ama kendisi doğala özdeş.

Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor.
Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.
Doğala özdeş gül!
Zavallı bülbül!

Kayseri'nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer.
'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.
"En iyi Kayseri mantısı burada"
Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya.
Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış.
Niye ki? Et mi bozuldu?
Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı.
Acılık içindeki azot gazından geliyor.
Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
Doğala özdeş!

Bir bilgi daha: O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor.
Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar.
Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor.
Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızı
görünsün raflarda.
Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neler
yediğinizi.

Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler.
Erik gibiler maşallah!
Nereden geliyor bunlar?Şili'den.
Şili mi?
Evet!
Kaç gündür buradalar?
3-5 gün oldu.
Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları.
Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor.
Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de
3-5 gün daha, bana mısın demiyor.
Hala kütür kütür.
İyi ama, nasıl?
Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
Dane büyüklüğünü arttırır,
Dane ağrılığını arttırır,
Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir.
Raf ömrü uzar.
Nedir bu?
Sitokinin.
Büyüme hormonu.
Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor.
Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"
Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.

Adana'da çiftçilerle çalışıyoruz.
Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.
Şöföre soruyorum "bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"
"Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."
Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için
kullandıkları bir kimyasal.
Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
Doğala özdeş süt!

Bu anlattıklarımın hepsi yasal.
Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.
İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu.
Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.
(beşer işte, unutacak elbet)

İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi.
Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi.
insan artık bu
Doğala özdeş!

Direnmek lazım.
Bakkalı, manavı, kasabı, süpermarkete karşı korumak lazım.
Semt pazarlarını kullanmak, pazarcı esnafıyla dostluk kurmak lazım.
Hijyen, reklam, ambalaj illizyonuna teslim olmamak lazım.
Bir de, son moda "doğal ürün - yöresel ürün pazarı" adıyla işin cılkını çıkartanlara karşı uyanık olmak lazım.

Ama en önemlisi, ara sıra doğaya çıkıp, derin derin nefes almak lazım.


Hareket etmezsen, zincirlerini farkedemezsin.
Tolstoy

Thursday, November 08, 2012

Cikolatali kabakli kek

 Evet yanlis duymadiniz icinde uc bardak bildigimiz yesil kabak rendesinin oldugu, cok leziiiz bir kek tarifi. Takipcisi oldugum ourbestbites sitesinden alip denedigim bu guzel tarifin turkcesini sizlerle paylasmak istiyorum. Tatli seven cocuklarimiza tatli yerken sebze de yedirme firsatini elde edecegimiz bu keki denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler:
2 cup un
2 tatli ks. tarcin
1/2 cay ks. tuz
1 1/2 tatli ks. kabartma sodasi
6 yemek kasigi kakao
1/2 cup siviyag
1/4 cup esmer seker
3 yumurta
2 tatli ks. vanilya
1/2 cup sour kream( yogurt yada limon sikip 10-15dk. beklettiginiz sut)
3 cup rendelenmis kabak
3/4 cup damla cikolata
istege bagli portakal kabugu rendesi

Uzerine icin : 2 kasik esmer seker,2 kasik beyaz seker, 1/2 kasik tarcin
Yapilisi: Seker haric butun kuru malzemeleri ayri kapta karistiralim guzelce. Baska kapta seker ve yumurtalari guzelce cirpalim. Vanilya ve sour cream yani limonlu sutu yada yogurdu ekleyelim, karistirdiktan sonra kabak rendesini ekleyelim. Unlu kuru karisimimizi ekleyelim. Bir kasik una buladigimiz damla cikolatalari ekleyelim, karistiralim. Iki uzun dikdortgen kalibi tereyagi ile yaglayip harcimizi paylastiralim. Uzeri icin de sekerli tarcinli karisimi hazirlayip uzerine serpistirelim, 175 derecede isitilmis firinda 50dk. kadar pisirelim.

Eger benim gibi uzerinin sekerli karisimini unuttuysaniz, resimdeki gibi pudravsekeri ve renkli sekerlemelerle susleyebilirsiniz, afiyet olsun.

Tuesday, November 06, 2012

Iki boyali tarif: Joleli muhallebi, renkli seker kurabiyeleri

 Hazir gida boyasina bulasmisken, gida boyasi gerektiren ve gene cocuklarla faaliyet niteliginde yaptigimiz iki tarifi paylasmak istiyorum. Boya yerine sizin bir alternatifiniz varsa kullanabilirsiniz ama ben en azindan jolesini kendim yaptigim icin, boya konusunda biraz gevsek davranip oglumun gonlu olsun diye birer damla koydum. Kirmizi haric. Kirmizi icin dogal visne recelimin suyu yeterli oldu, ama ne yazik ki diger renklerde dogal bir alternatifim yoktu.
 Benim gibi jole sevdalisi bir oglunu varsa mutlaka deneyin derim. tamamen nisasta ile yaptik jolelerimizi, turkiyeden getirdigim bugday nisastasini kullandim, bir bardak sivi icin bir yemek kasigi dolusu nisasta ve iki yemek kasigi dolusu tozseker. Aromalari size kalmis. Biz yesil olana limon suyunu sekerle cirpip ekleyip limon aromali yaptik. Sari renge de srilanka gezimizden aldigim dogal muz esansindan ekledim, siz portakal suyu ile de yapabilirsiniz, malum kis geliyor artik, portakal mevsimi aciliyor.

Mavi ile hicbir elimdeki meyvayi bagdastiramadigim icin sade yaptik, kirmizi da dedigim gibi visne receli ile yapildi. Kare kucuk kaseniz varsa pisen joleyi ona dokebilirsiniz, bende olmadigi icin kucuk duz ama yuvarlak kaplarima doktum, hemen katilasmalari icin buzluga koyduk, sonra sakizli muhallebimizi pisirdik. Dr. oetkerin sakizlisi cok guzel oluyor, o yoksa, 1 litre sut, 1 bardak seker, 1 br. un ve iki parca damla sakizi ile muhallebinizi hazirlayin, damla sakiziniz yoksa vanilya yada hindistan cevizi koyabilirsiniz, pisince altini kapatin, guzelce cirpin, ve kabuk tutmamasi icin ara ara cirpmaya devam edin. Muhallebimiz sogurken bizde jolelerimizi cikardik buzluktan.
Resimdeki gibi masaya ters cevirip bicakla istedigimiz buyuklukte kupler kestik. Borcamimiza once biraz soguyan muhallebiden doktuk, uzerine jolelerimizi serpistirdik, cocuklar bu islemi cok severek yaptilar :)

Sonrada kalan muhallebiyi uzerine dokup dolaba kaldirdik, ertesi gun cocuklar heyecanla beklediler ben borcami ters cevirene kadar. Bu tarifi de yabanci bir siteden aldim, bizimkinin goruntusu tabii ki onlarinki kadar prjinal olmadi ama benim cocuklarimi tatmin etti, joleleri evde yaptigimiz icin benim de icime sinen bir tarif oldu. Ama keserken joleler biraz muhallebinin kenarlarindan dustuler, belki tek kisilik kaselerde yapilirsa sunumu da yemesi de daha kolay olabilir. Afiyet olsun.
 Ucuncu tarifimiz ize aslinda cok bilinen bir kurabiye tarifi, hani sitelerde uzerleri renk renk hamurlarla yada kremalarla suslenmis seker kurabiyeleri varya, iste o kurabiyelerden. Bence cok leziz ve farkli sekillerde de mutlaka denemem lazim. Cocuklarla yapmak icin de cok uygun bir hamur, onlarda bir dahakine istedikleri kaliplarla kesip kendi kurabiyelerini pisirecekler.
 Simdi gelelim tarifmize:
200gr. tereyagi
1 su br. seker
1 yumurta
1 tatli ks. badem esansi yoksa vanilya esansi
kabartma tozu
3 kap un (cup=240 ml)
1/2 cak ks. tuz

Yag ve sekeri guzelce cirpalim, yumurta ve esansimizi ekleyip cirpalim tekrar. Ayri kapta un, tuz, kabartma tozunu guzelce karistiralim. Yavasca yagli karisimiza ekleyelim, yoguralim.

Bu islemden sonra  siz kendi tercihinizi yapabilirsiniz. Bizim ki soyle oldu:

Hamurumuzu dorde ayirdik, ilkini sade biraktik,digerine 1-2 damla kirmizi gida boyasi ekledik, onu kizim yogurdu guzelce. Oglumunkine de sari gida boyasi damlattik, o da kendi hamurunu guzel ce yogurdu. Bende 2 ks. kakaoyu bir kasik yagla karistirip ucuncu hamur parcasina ekleyip guzelce yogurdum. Sonra yagli kagit koydugum dikdortgen kek kalibiniza sira ile hamurlarimizi yerlestirip uzerlerine iyice bastirdik. Buzdolabinda kek kalibimiza bastirarak yerlestirdigimiz hamurumuzu yarim saat beklettik. Sonra kalibi ters cevirip hamurumuzu cikarttik. Sekilde gordugunuz gibi kesip tepsimize dizip hafifcecik kizarana dek pisirdik.

Gercek tarifte bir kisminin uzerine pismeden toz seker serpmis, o da hos bir goruntu vermisti ama biz o sekilde denemedik. Daha da ugrasmak isterseniz benmari usulu erittiginiz cikolatalara bir ucunu batirip daha leziz kurabiyecikler yapabilirsiniz. Afiyet olsun.
Isterseniz yagli kagit arasina hamurunuzu koyup merdane ile bir cm. den daha ince acip, dolpata o sekilde biraz bekletip, sonra yagli kagidi kaldirip istediginiz kaliplarla kesip pisirebilirsiniz, ben o sekilde denedigimde resimlerle paylasacagim insallah...

Friday, November 02, 2012

suzme yogurtlu toplar, dinozor yumurtalari :)

 Yukaridaki sofra mutevazi kahvalti soframizdan...
Sofranin ortasindaki zeytinyagi ile birlikte sunulan baharat karisiminin ismi Zater. Urdunde herkes tarafindan bilinen kahvalti sofralarinin vazgecilmezi, hamur islerindede kullandiklari kekikli, susamli vs. baharatli cok leziz bir karisim.
 Bu resimdeki ise benim suzme toplarim. Urdunde yogurda laban derler, suzme yogurda da labaneh derler. Bizdeki labne peyniri de muhtemelen bu isimden gelme, cunku suzme yogurtlari o kadar leziz ki bizdeki krem peynirler gibi kahvalti da tuketilir, uzerine has zeytinyagi ve zater gezdirip ekmek arasi yaparlar.

Ben de evde bulunan cok kati labanenin icine ev yapimi peynirimi (koymasaniz da olur, yada sevdiginiz bir peyaz peyniri ufalayabilirsiniz), ve sevdigim baharatlari (nane, kekik, pulbiber) , varsa ince dogranmis dereotumu ve ince kiyilmis cevizimi ekleyip karistirdim. Koyacagim kabimi ve elimi hafifce zeytinyagi ile yagladim, ve toplarimi yapmaya basladim, elimdeki yag gecipte elime yapismaya baslayinca tekrar elimi zeytinyagi ile yagladim ve butun toplari bu sekilde bitirdim. Uzerine de cok hafif zeytinyagi gezdirdim, kabimin kapagini kapatip dolaba kaldirdim, sabah erken yapacagimiz kahvaltimiz icin hem onceden hazir, hem de cok hos  ve leziz bir sunum oldu, tavsiye ederim.
 Dinozor yumurtlarini takip ettigim yabanciu bir sitede gorunce hemen cocuklarla bu etkinligi yapmaya karar verdik, Sizde cocuklarinzla farkli etkinlikler yapmayi seviyorsaniz deneyin derim, ama onemli not birer damla gida boyasi kullaniyoruz.
 Katki maddelerine her ne kadar cok karsi bir insan olsamda, nadiren bu tarz seyleri kullaniyorum, burada da cok az miktar zaten, hepsi de yumurtaya gecmiyor,sadece uzerinde gordugunuz izleri yapmak icin kullaniyoruz.
Yumurtalarimiz biz geceden hasladik, bir yumurtanin icine sigacagi en kucuk bardak yada kasemizi sectik, haslanmis yumurtamizi tezgahta yuvarlayip kabugunda catlaklar olusturduk, kasemize biraz su koyduk, sadece bir damla gida boyasi koyduk, karistirdik ve icine yumurtamizi koyduk, su az geldiyse yumurtanin uzerine gelecek kadar ilave ettik, dort yumurtamiza da farkli renklerle ayni islemi yapip buzdolabina koyduk, sabah okula gotmeden cocuklar heyecanla yumurtalarini soyup, desenleri inceledikten sonra afiyetle yediler. Gece yapip  sabaha kadar bekletmek yerine siz bir iki saat de tutabilirsiniz belki, muhtemelen bu kadar uzun beklemeye gerek yok, ben sitedeki tarifi aynen yaptigim icin, sabah okula hazir olmalari da isime geldigi icin bu kadar beklettim. afiyet olsun!

Friday, October 19, 2012

Nadinin Neskafeli Keki

Kesinlikle resmin kalitesizliginden etkilenmeyin, cok leziz bir kek tarifi paylasiyorum sizlerle, zaten tarifi cok begenmesem bu resimle sizlerle paylasmazdim, biraz duzeltmeye calistim ama bu kadar oldu. Ziyaretine gittigimiz cok sevdigim arap arkadasimiz Nadinin bizler icin yaptigi neskafeli kek tarifimiz:

2 cup un
3/4 cup siviyag
3/4 cup sut
4 yumurta
vanilya
kabartma tozu
1 cup seker
Kek malzemelerimizi klasik kek tariflerindeki gibi karistirip, buyuk borcama yayip,isitilmis firinimizda pisiriyoruz.
Sosu: 1 bucuk cup su, 6 silme yemek kasigi nescafe, yarim cup sekeri guzelce karistiriyoruz.

Kekimiz sicakken uzerinde catalla bol delikler acip, yavas yavas sosumuzu gezdiriyoruz.

Krokan icin: 1 br. seker ve 1 br. bademi seker karamelize olana dek tavada pisiriyoruz, soguyunca kilitli posetle dolaba kaldiriyoruz, istedigmiz kadarini kirip keklerimizin uzerinde kullanabiliriz.

Kekimiz dinlenip soguduktan sonra, yada ikram etmeden once, kremsanti hazirlayip incecik uzerine yayiyoruz, kirilmis krokanlari da kremanin uzerine gezdirip, ikram ediyoruz. Afiyet olsun.

Tuesday, October 16, 2012

Yalanci Tiramisu

 Sizlerle guzel bir arkadas tarifini paylasmak istiyorum. Sevgili Sadumanin hazirladigi bu lezzetli ve cok hafif tiramisu tarifini eminim sizde begenirsiniz, ben de ne zamandir bir tiramisu tarifi denemek istiyorum, denememe gerek kalmadan yemek nasip oldu cok sukur. Burdan paylasim ve ikramlar icin kendisine tesekkur ederken, cok beklemeden tarife gecmek istiyorum.
 Resimler ipad ile cektigim icin istedigim kalitede olmadi ama tarif kesinlikle denemeye deger arkadaslarMalzemeler soyle:
muhallebi icin: 1 lt sut,3 yemek kasigi nisasta, 1 yumurta sarisi, vanilya(arzu edilirse), 1 su br. seker, 1pk.250gr.lik labne peyniri(arkadasim light kullanmis gayet guzeldi)
keki icin: 1 paket kedidili biskuvi, 1 yem.ks. neskafe, 2 yem.ks.seker, 1 kase su.
Yapilisi ise soyle:
Peynir haric muhallebi malzemeleri mikserle cirpilir, karistirarak pisirilir, kaynamaya baslayinca labne peyniri eklenip tekrar mikserle guzelce cirpilir.
kasede su, nescafe, seker karistirilir, kedidili biskuvileri bu sosla islatilip borcama dizilir, uzerine muhallebinin yarisi gezdirilir, uzerine tekrar islatilmis kedidilleri, onun uzerine de kalan muhallebi guzelce yayilir. Sicakligi gidince uzerine kakao elenir, dolapta dinlenmeye birakilir, afiyetle ikram edilir, muhabbetle yenilir :)

Sunday, October 14, 2012

Kagit pecete israfina son, izlenmesi gereken bir belgesel film!


Kağıt Peçete İsrafına Son!

WRITTEN BY  REHNUMA (REHNUMA SITESINDEN ALINMISTIR)

DOĞAL TEMİZLİK

Eskiden bayramda, seyranda tatlıdan sonra biri ıslak biri kuru ikişer kumaş yada yünden örülmüş el emeği mendiller gelirdi. Annemiz yanımıza el emeği kenarları işlenmiş mendiller koyardı.Kağıt peçete öyle çok bulunan birşey değildi. Hatırlarım ilk okulda kokulu kağıt peçeteler vardı, çok kıymetliydiler. Öyle hemen bitmesin diye dikkatli kullanırdık. Hatta biz peçeteleri biriktirir kolleksiyon yapardık. Değişik desenli tüm peçeteler yüksek takas değerine sahipti. Maalesef artık günümüzde hiçbir kıymet verilmeyen kağıt peçeteler devamlı israf edilir durumda. Her an heryerde hiç çekinmeden futursuzca harcanan bir silimlik, hop atımlık kağıt peçete, rulo kağıt, tuvalet kağıdı israfına dikkat çekmek istiyorum. Sofralarda üst üste dizilen, öylece harcanmayı bekleyen kağıt peçetelerin hepsi maalesef ki kağıt israfıyla birlikte ağaçlarımızı da yok ediyor. Hatta artık mutfak temizliği için bile temizlik bezi kullanma adeti kalkıyor yerine havlu peçeteler var. Oh ne güzel ne yıkama ne kurutma derdi yok. Sil at, sil at, sil at. Tüketim çılgını olduğumuz bu devirde lütfen buna bir dur diyelim. Yıkanabilir tekrar tekrar kullanılabilir bezleri hayatımıza dahil edelim, özellikle ev temizliğinde havlu peçete kullanmayalım! Islak mendil konusuna girmek istemiyorum çünkü onlar zaten kimyasal deposu. Burada dikkat çekmek istediğim şey kağıt peçete dolayısıyla ağaç israfı. Ne yapılabilir? Eskisi gibi cebimizde mendil taşıyalım diyemiyorum ama peçete alırken şu dışı desenli olup içi kat kat peçete olanlar değil sadece peçete olanlardan kullanalım. O kat kat peçete olanlar ufak bir ağız silmeyle hop çöpe gidiyor. Gerçekten çok yazık oluyor. Böyle bir peçeteyle karşılaştığımda ben peçeteyi yapraklarına ayırıyorum. Sonra her yaprağıda elimle bölüyorum sadece ihtiyacım kadarını kullanıyorum gerisini ya cebime yada aldığım yere koyuyorum. Tuvalet kağıdı kullanımında da çocuklarımızı eğitmemiz gerek koca ruloyu 2-3 tur attırıp eline geçeni temizlikte kullanmak yerine, yaprakları sayarak kullanmaları bilincini vermeliyiz. Nemelazımcılık, bananecilikten uzak durup sosyal sorumluluk sahibi olmalıyız... Havlu peçeteler ise; genelde dökülen sıvı şeyleri silmek, yada hızlıca temizlik yapmak için kullanılıyor. Bu tamamen gereksiz bir kullanım. Bunun yerine mutfağınızda bir çekmece elbezi bulundurun. Bunlarıda 1 kullanımlık yapabilirsiniz. Her bezi bir kere kullandıktan sonra banyonuzda bir leğen yada kova bulundurun ve kirlenen bezi oraya atın, sonra orada bezler birikince çamaşır makinasında yüksek ısıda yıkayın. Böylece hem bir kere silinen bez bir daha kullanılmamış olacak hemde sağlıklı bir temizlik sağlanacak. Bu bezler tekrar tekrar kullanılmaktan biraz renk değiştiriyor zamanla ama aslında temiz olduklarından bunu umursamamanızı öneririm. Eski rengine dönmesi için tekrar tekrar çamaşır sularıyla da kendinizi ve ailenizi zehirlemeyin derim :) Bu arada şu yeni çıkan kirlenmez paslanmaz mikrop barındırmaz peçetelerde son nesil nano ürünler aman bunlardan da uzak durun, Allah c.c. herşeyi olması gerektiği gibi yaratmış bırakalım öyle kalsınlar. Çürüsün, bozulsun, bakteri ve mikrop üreyebilsinki doğallığını koruyabilsin :)

SIMDIDE SIZERLE IZLEDIGIM BILGILENDIRICI COK HOS, IZLEMEKTEN SIKILMAYACAGINIZ VE COK DERSLER CIKARACAGINIZ BIR CALISMAYI PAYLASMAK ISTIYORUM:  HOME.

EVET, ISMI HOME, YOUTUBE ADRESI ISE SOYLE:

 http://www.youtube.com/watch?v=jqxENMKaeCU&feature=watch-now-button&wide=1

ASAGIDAKI SADECE OZET KISIM, TRAILER YANI,  COK KISA, YUKARIDAKI LINKI MUTLAKA IZLEMELISINIZ...
 






Thursday, October 11, 2012

Somon sandvic

 Gecen sene yaptigimiz oludeniz tatili icin hazirladigim somon balikli sandvicleri sizlerle paylasmak istiyorum aklinizda bir fikir olarak bulunsun, belki sizlerinde isine yarayabilir, zira ben bu tarz sandvicleri hazirlamasini da pikniklerde yemesini de cok seviyorum.

Amerikadaki haftasonu piknikleri icin de genellikle bunlardan hazirlardim, hem cok saglikli, hem besleyici, hem doyurucu, hem yemesi kolay, hem tasimasi kolay, hem hazirlamasi kolay.... Ne kadar cok nedenim varmis bu leziz sandvicleri hazirlamak icin :)

Bu sefer tek tek hamburger ekmekleri yerine butun bir tam tahilli ekmegi kullandim, ortadan bicakla tek tarafini kesip icindeki yumusak ekmegin bir kismini bosalttim, hem cok ekmek yenmesin, hemde daha cok malzeme alsin diye. Malzemelerimiz soyle:

Konserve somon, yesillikler, bol marul,zeytin, limon, tuz, istege bagli mayonez( ben kullanmiyorum), istege bagli domates, salatalik, taze tatli biber.
 Somonumuzu bir buyuk kaseye bosaltip limon suyu, tuz, ve istediginiz soslari ekleyebilirsiniz, Gerisi tahmin ettiginiz gibi ekmegimizin icine doldurmaktan ibaret. Guzelce bastan sonu harcimizi yayiyoruz, yesilliklerimizi, butun yada dilimlenmis marulumuzu, kalan sevdigimiz tum malzemelerimizi ekmegin icine yayip sikica kapatiyoruz, yolculuk boyunca iyice ozlessin, acilip dokulmesin diyede sikica strec film ile kapliyoruz. Yemek zamani, istedigimiz buyuklukte kesip, afiyetle yiyoruz,

Sunday, October 07, 2012

Guzel bir arap ulkesi: Qatar

 Umman'dan sonra ikinci gezme firsatini buldugumuz Qatar'dan bahsetmek istiyorum sizlere. Dunyanin en zengin ulkesi imis, zaten resimdeki gokdelenlerde bunu kanitlatcasina gecenin karanligini aydinlatiyordu. 4 gunluk gezi planimiz bana az geldi ama genede cok buyuk bir ulke olmadigi icin, bastan sona oyalanmadan bir gunde gorulebiliyor, sadece suudi arabistan ile komsululugu olan kucuk bir yarimada dersek daha dogru olur aslinda.
 Meshue deve yarislarinin yapildigi alandan bir resim. Develer yaklasik 40km. ye kadar hizlanabilir ve bu hizini koruyarak uzun sure kosabiliyormus arkadaslar, hele bir tanesi oyle kosuyordu ki yanina araba ile geldigimizde gercekten 35km. hiz civarindaydi ve hizi hic azaltmadan sanki sabitlenmis gibi gidiyordu mubarek hayvan...
 Adaya gidilirde Esma balik yemeden durur mu? :) Tabii ki duramaz, tazecik, leziz baliklarinizi, balik reyonudan seciyorsunuz, tartiyorlar, nasil pismesini istediginizi soyluyorsunuz, pisirip masaniza getiriyorlar, harika dekor edilmis yer sofralarinin oldugu bu restorant Qatara gideceklere tavsiyemdir.
 Meshur yamuk gokdelenler.
 Qatar'in en buyuk camiiisi, Abdulvahhab camii
 Gunduz baskent Doha'dan gokdelen manzaralari.
 Guvercinler icin yapilmis kusevleri de cok hosumuza gitti.
 $ ceker arabalarla colde kumlarda heyecan yasayamadik ama, yalin ayak tirmanmak tepeden asagi kaymak bence cok daha zevkliydi.
 Esimle ikimizin cok begenip takdir ettigimiz Islami kultur muzesi, mutlaka gorulmesi gerekenlerden. Kral girisi de bedava yapmis, icerisinin dizayni ise harikaydi, 3 katli muzanin her katinda bircok farkli ulkeden kulturel eserler mevcut, kulakli kucuk bilgisayar gibi dinleme aygitlarini da girerken veriyorlar, her tarihi eserin yanindaki numarayi alete gyazarak, hakkindaki en ayrintili bilgiyi dahi dinliyorsunuz, denizi doldurarak denize yapilmis binanin manzarasi bile harikadi.
 Muzedeki Bircok Osmanli tarihi eserlerinden biri...
 Cok sirin, bu siselerde muzeden...
Kiymetini bilmeyip, bir de bircok hakaret ve iftiralarla dolu dizisini cektigimiz, belki de mezarinda bile kemiklerini sizlattigimiz, torunlari olmaya layik olamadigimiz,  buyuk Padisah ve devlet adami Kanuni Sultan Suleyman'in muhru serifi.